Cebimizdeki paranın kıymetini bilmek, hele ki bu devirde, enflasyona karşı birikimleri korumak için ince hesap yapmayı gerektiriyor. 2025 yılı geride kalırken Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) verileri de masanın üzerine bir bir dökülmeye başladı. Şunu açıkça söyleyeyim; altın fonlarını tercih edenler için geçen sene resmen bir bayram havası esti. Rakamlar yalan söylemez derler ya, %100,8 gibi akıl almaz bir getiriyle altın fonları piyasanın raconunu kesti.
Sayıları 10 milyonu deviren katılımcı kitlesi için tablo aslında çok net ama detaylarda boğulmamak lazım. Sistemin geneline baktığımızda, ortalama getiri %60,9 bandında seyretti. Tabii burada bir ayrım devreye giriyor. Faiz hassasiyeti olan ve olmayan fonlar arasında uçurum oluştu desek yeridir. Faizli emeklilik fonları ortalama %44 kazandırırken, işin içine altın ve gümüşün o meşhur rallisi girince faizsiz fonlar %95 gibi bir performans sergiledi. Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım; %30,89 seviyesindeki enflasyonun olduğu bir ortamda BES, katılımcısının parasını pul olmaktan kurtarmakla kalmamış, ciddi bir reel kazanç kapısı açmış. Enflasyondan arındırdığınızda genel sistem %22,92; faizli fonlar %10; faizsiz olanlar ise %49 net kâr yazmış hanesine. Bu, öyle her yatırım aracının harcı değil.
Eskilerin bir sözü vardır, “altın yere düşmekle pul olmaz” diye. Hakikaten de öyle oldu. 2025’te mevduat faizi %50,89, dolar %21,44 kazanırken, BIST-100 endeksi %14,56’da kalarak yatırımcısını biraz üzdü. Hele reel getirilere baktığınızda durum daha da ilginçleşiyor. Enflasyon düşüldüğünde dolar %7,22, borsa ise %12,48 oranında yatırımcısının cebinden götürmüş. Yani borsa ve dolar geçen sene aslında kaybettirmiş. Birikimlerini mevduatta tutanlar %15,28 reel kazanç sağlarken, BES tarafı altından hemen sonra en güçlü duruşu sergileyen liman oldu. Acenta temsilcileri olarak biz de bu süreçte müşterilerimizin fon dağılımlarını saat 15:30 gibi kritik piyasa kapanışlarında sürekli takip ettik.
Asıl şov ise fon bazlı bakıldığında ortaya çıkıyor. Birikimini ikiye katlayanlardan bahsediyoruz burada. Altın-Katılım fonu %100,8 getiri sağlarken, Altın Fonu %97,6 ile onu hemen arkasından takip etti. Bu ne demek? Enflasyonun tam 69,9 puan üzerinde bir kazançtan bahsediyoruz. İnanılmaz bir rakam. Para piyasası fonlarında, yani daha muhafazakâr ve faiz bazlı araçlarda kalanlar da fena sayılmaz; onlar da enflasyonun üzerinde %23’lük bir reel getiriyle yılı kapattı. Ancak herkez bu kadar şanslı veya dikkatli değildi maalesef.
Hisse fonlarını seçenlerin durumu ise tam bir hayal kırıklığı. Getiri %11,7’de kalınca, enflasyon karşısında paralar %19 eridi gitti. Maalesef sistemdeki 2,9 milyon kişi, yani toplamın %11’i, bu düşüşe yakalandı. Oysa 7,9 milyon katılımcı (%30’luk kesim) akıllılık edip altın ve gümüş gibi kıymetli madenlere yönelmişti. %25’lik bir kitle ise borçlanma araçları ve likit fonlarla riskini dengelemeye çalıştı. Piyasanın bu sert geçişlerinde doğru ata oynamak, bazen sadece şans değil, sıkı bir takip işidir.
Gelin durumu basit bir hesapla somutlaştıralım. Ayda 1.500 TL kenara koyan biri, yıl sonunda cebinden toplam 18.000 TL çıkarmış olur. Eğer bu kişi parasını altın fonuna yatırdıysa, parası %100,8 getiriyle 36.144 TL’ye ulaştı. Bir de üzerine devletin %30’luk o can suyu gibi desteği eklendi; 5.400 TL de oradan geldi. Sonuç? 18.000 TL’si bir yıl içinde tam 41.544 TL oldu. Soruyorum size, bugün piyasada hangi yasal enstrüman böyle temiz ve garantili bir kazanç sunuyor? İşte bu yüzden son yıllarda “benim arabam var, satıp BES‘e yatırayım” diyenleri, 1-2 milyon TL toplu para yatıranları çok duyuyoruz. Mantıksız da değil; parayı altında veya faizde tutmak yerine BES kabuğuna soktuğunuzda devletin o %30’luk ikramiyesi her şeyi değiştiriyor.
Önümüzde 2026 var ve bu trendin devam edeceği yönünde güçlü sinyaller alıyoruz. Dünyanın başka yerlerinde emeklilik fonu %5 kazandırdı diye millet bayram ederken, bizdeki bu fırsatları görmezden gelmek olmaz. Benim tavsiyem; birikimleri eriyen dostlarımızın bir an evvel o “geleneksel” tercihlerinden vazgeçip piyasanın rüzgarına göre yelkenlerini ayarlamalarıdır. Her ay fon değiştirme hakkınız var. Ancak “ben anlamam, takip edemem” diyorsanız da bu işi profesyonel emeklilik şirketlerinin portföy yöneticilerine bırakın, arkasından el sallamayın. Üç aylık periyotlarla o fon dökümlerine bakmak, gelecekte “keşke” demenizi engeller.






